Tarihimizde İstanbul’un Türk İslam mimarisi açısından gelişmesi, 1453 yılında Müslüman Türkler tarafından fethinin ardından gerçekleşmiştir. Osmanlı sultanı II. Mehmet’in o döneme kadar haklı bir üne sahip olan kadim imparatorluk Bizans’ı yenilgiye uğratması ile tüm dünyada siyası ve dini dengeler değişmiş oldu. Osmanlı Devleti, yeryüzünün en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’u fethetmiş, Doğu Roma İmparatorluğu’na ortadan kaldırılmış ve kendi imparatorluğunu tesis etmişti. İnsanlık tarihindeki bu büyük dönüşüm, bütün dengeleri değiştirmişti. Hem bu büyük değişmenin bir gereği olarak hemde siyasi ve dini bir gereklilik olarak Fatih Sultan Mehmed, İstanbul şehrinin en köklü ve büyük kilisesi olan Ayasofya’yı camiye çevirmiş ve vakfetmişti. Böylelikle Bizans’ın siyası ve dini gücünün bir ifadesi olan bu büyük kilise artık Osmanlı Devleti’nin siyası ve dini gücünün bir sembolü ve temsili olmuştu. Hagia Sophia artık Ayasofya-i Kebir Camii olarak ad almış ve şereflenmişti.
AYASOFYA NE ZAMAN MÜZE OLDU?
Ayasofya 24 Kasım 1934’ te Mustafa Kemal Atatürk’ün önerisi ve Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürülerek 1 Şubat 1935’ te ziyarete açılmıştır. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği izin sonrası başlayan çalışmalar 15 yıl sürdü ve 1947’de tamamlandı.1996’da Dünya Anıtları İzleme listesine alınan Ayasofya’nın kubbesi ve minareleri, Dünya Anıtları Fonu’nun da desteğiyle 1997-2002 arasında restore edildi.Müze aynı zamanda UNESO Dünya Mirası listesinde.
Sayın Cumhur Başkanımız RECEP TAYYIP ERDOĞAN’nın (Rabbim sizden razı olsun) iradesi sayesinde ibadethane olmuştur.
YENİDEN CAMİ OLMA SÜRECİ
Ayasofya’nın tekrar cami olma süreci ilk olarak 2005 yılında başladı, 2005 yılında yargıya taşınan olay Danıştay 10. Dairesi tarafından reddedildi. 2016’da tekrar açılan dava da Haziran 2018’de açıklanan karar ile aynı şekilde sonuçsuz kaldı. Temmuz 2016’da Ayasofya Müzesi’nde düzenlenen Kadir Gecesi programında, 85 yıl aradan sonra sabah namazı ezanı okundu. Ekim 2016’da Müze’nin ibadete açık olan bölümü Hünkar Kasrı’na, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından uzun yıllardan sonra ilk kez asaleten imam atandı. 2016 itibarıyla Hünkar Kasrı bölümünde vakit namazlar kılınmaya ve minarelerinden Sultanahmet Camii ile 5 vakit çifte ezan okunmaya başlandı.
29 Mayıs 2020 tarihinde İstanbul’un Fethinin 567. yıl dönümünde Fetih Suresi okundu. Bu gelişmelerin ardından Ayasofya’nın cami olma süreci tekrar gündeme geldi. Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği’nin “Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının iptali” istemiyle Danıştay’da dava açması üzerine 2 Temmuz 2020 tarihinde duruşma gerçekleştirildi ve 10 Temmuz 2020 tarihinde Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını “Ayasofya’nın vakıf senedindeki cami vasfı dışında kullanımının ve başka bir amaca özgülenmesinin hukuken mümkün olmadığını” belirterek iptal etti. Bunun üzerine 2729 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Ayasofya, Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek tekrar cami statüsüne dönmüş oldu.
Ayasofya Manifestosu;
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Ayasofya kararı Türkiye’de ve dünyada gündem teşkil etmiş ve uluslararası düzeyde bu karara ilişkin bazı eleştiriler dile getirilmiştir. Ancak, unutulmamalıdır ki, uzun yıllardır Ayasofya’ya ev sahipliği yapan Türkiye’nin bu mabedin yaşatılması için yaptığı katkılar sayesinde söz konusu kültürel miras bugünlere kadar varlığını sürdürmüştür.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ayasofya’yı müzeden camiye dönüştüren kararı imzaladığı 10 Temmuz 2020 tarihinde yaptığı konuşma bir manifesto niteliğindedir. Bu konuşma, söz konusu karara yönelik uluslararası kamuoyunda yapılan eleştirilerin tümüne yönelik yanıtları içermektedir. Aynı zamanda, insanlığın ortak mirası olarak Ayasofya’nın gelecekte de güçlü şekilde sahiplenileceğinin ve özenle korunacağının en temel göstergesidir.
Aziz Milletim,
Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Danıştay bugün, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesini sağlayan 1934 tarihli Bakanlar Kurulu düzenlemesini iptal etti. Biz de buna dayanarak çıkardığımız bir Cumhurbaşkanlığı düzenlemesiyle, Ayasofya’nın yeniden Cami olarak hizmete açılmasını sağladık. Böylece Ayasofya, 86 yıl sonra yeniden, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesinde belirttiği şekilde Cami olarak hizmet vermeye başlayabilecektir. Bu kararın milletimize, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum.Kültür ve Turizm Bakanlığımız, konunun idari ve teknik hazırlıklarıyla, Diyanet İşleri Başkanlığımız da dini yönüyle ilgili çalışmalara hemen başladı. yazının devamını okuyabilirsiniz. https://www.ayasofyacamii.gov.tr/tr/ayasofya-manifestosu




